647 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhari «Mevâkîtü's-Salât»
ve «Ezan» bahislerinde; Ebu Dâvûd, Nesâî ve İbni Mâce dahî «Namaz» bahsinde
muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in yatsıdan önce uyumayı niçin sevmediğini ulemâ şöyle îzâh
etmişlerdir: Çünkü yatsı namazından önce uyuyan kimse uykuya iyice dalarak
yatsının vaktini yahut efdal ve muhtar olan vaktini kaçırabilir. Bir de buna
müsâde edilirse cemâat tesâhûl göstermeye başlar; neticede toptan yatsıyı
kılmadan sabahlayabilirler.
Yatsı namazından sonra
konuşmayı sevmemesi ise uykusuz kalmaya sebeb olacağı içindir. Zira yatsıdan
sonra oturup konuşan kimselerin yattıkları zaman_ uykuya dalarak gece namazı
veya zikir için yahut sabah nmazı için kalkmamalarından korkulur. Bir de
geceleyin çok oturmak, gündüz vazifeleri hususunda tenbellik göstermeye sebep
olur.
Yatsıdan sonra
konuşulması mekruh olan şeyler, faydası olmayan lâkırdılardır. Faydalı ve
hayırlı şeyler konuşmakda hiç bir kerahet yokdur. Ders müzâkere etmek, sülehâya
dâir hikâyeler söylemek, misafire hoşbeşde bulunmak, çoluğu çocuğu ile muhabbet
etmek, dargınları barıştırmak v.s. gibi şeyler hep hayıra müteveccih
olduklarından onlar hakkında konuşmak mekruh değildir.
Yatsıdan önce uykuyu Hz.
Ömer ile oğlu Abdullah, îbni Abbâs (Radiyallahû anhûm) ve daha birçok ashâb-ı
kiram kerîh görmüşlerdir, imam Mâlik ile Şâfiîler'in mezhebi de budur.
îbni Mes'ûd (Radiyallahû
anh) ile Küfe ulemâsına göre yatsıdan önce uyumakda bir beis yokdur. Tahâvî:
«Buna, yanında uyandıracak kimse bulunmak şartı ile ruhsat verilir.» demişdir.
İbni Ömer (Radiyallahû anh)'dan dahî böyle bir rivayet nakledilmişdir.
«Sabah namazında
altmış'dan yüz'e kadar âyet okurdu.» cümlesini Seyyar b. Selâme 'den yalnız
Şu'be rivayet etmişdir.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) 'in sabah namazında yirmidokuz âyetden ibaret olan Tekvîr
sûresini, kırkbeş âyetden ibaret bulunan Kaaf sûresini, yüzotuziki âyeti ihtiva
eden Saffat sûresini, altmış âyetlik Rum sûresini, doksansekiz âyetlik Hac
sûresini okuduğu rivayet olunduğu gibi Kur'ân-ı Kerîm'in en kısa iki sûresi ile
sabah namazı kıldırdığı da rivayet edilmişdir. Bu ihtilâfların sebebi ahvâl ve
zamanın değişmesine göre hareket etmesidir.
Taberânî 'nin «El-Evsat»
nâm eserinde sahîh bir senedle Enes (Radiyallahû anh) 'dan tahrîc ettiği bir
hadîsde; «Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını Kur'ân-ı
Kerîm'in en kısa iki sûresi ile kıldırdı ve :
«Ben ancak anne,
çocuğuna bakacak zaman bulsun diye acele ettim;» buyurdular. Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çocuk sesi işitmişdi.» denilmişdir.
Ebu Dâvûd 'un sahîh bir
senedle ve Muâz b. Abdillâh tarîki ile Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den
rivayet ettiği bir hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sabah
namazının her iki rek'âtında «İzâ zülzilet» sûresini okuduğu bildiriliyor.
Böyle muhtelif
uzunlukdaki sûreleri ashâb-ı kiram ile tabiîn hazerâtı da okumuşlardır.
îbni Battal: «Selefin,
zikrettiğimiz ihtilâfları gösteriyor ki onlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
Efendimizden uzun ve kısa okumanın mubah olduğunu ve bu husûsda bir had
bulunmadığını anlamışlardır.» diyor.